Ana Sayfa | Yaz?lar? takip   et | Yorumlar?   et

Naylon fatura kullanan, Varlık Affı’ndaki mahsuptan faydalanamaz

3 Şubat 2009 Salı

‘Varlık affı’ kapsamında yurtdışından bir miktar para getirmeyi düşünüyorum. Acaba sonraki yıllarda bir inceleme geçirir ve naylon fatura kullandığım tespit edilirse getirdiğim bu paralar bana avantaj sağlayacak mı?

5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun kapsamında yurtdışından getirilen veya yurtiçinde yastık altındaki paraların mükellefler için sonraki yıllarda geçirilecek incelemelerde sigorta olduğunu yazmıştım. Çünkü kanun kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle 2008′den önceki dönemlere ilişkin vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılamayacak. Yani beyan edilen para, hisse senedi veya gayrimenkullerin geçmiş yıllardaki faiz, kira gelirleri vs. sorgulanmayacak. Bu gelirlerin beyanı araştırılmayacak. İlave olarak başka sebeplerle kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra başlayan 2008 yılı öncesindeki dönemlere ilişkin vergi incelemeleri sonucu Gelir, Kurumlar ve Katma Değer Vergisi yönünden tespit edilen matrah farkından, kanun kapsamında beyan edilen tutarlar mahsup edilerek tarhiyat yapılacak.

Kamuoyunda naylon fatura olarak bilinen, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanmak ise hem mali hem de hürriyeti kısıtlayıcı ceza gerektiren bir suç. Kanun metninde ve çıkarılan tebliğde başka bir sebeple kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra 2008′den önceki dönemlere ilişkin olarak vergi incelemesi yapılması halinde matrah farkından mahsup uygulaması, Gelir, Kurumlar ve Katma Değer Vergisi yönünden tespit edilen matrah farklarıyla sınırlı. Dolayısıyla mükelleflerin Gelir, Kurumlar ve Katma Değer Vergisi’ne ilişkin vergi farkları ve haksız iadeden kaynaklanan tarhiyatlar ile bu vergiler dışındaki diğer vergilere yönelik yapılacak inceleme ve tarhiyatlar bu kapsamda değerlendirilmiyor. Naylon fatura kullanan mükelleflerin sonraki yıllarda inceleme geçirmesi halinde vergi denetmenleri sahte faturada yer alan ve indirim konusu yapılan KDV’leri reddetme yoluna giderek ceza kesiyorlar. Ayrıca kullanılan belgelerde yer alan tutarların işletme cirosuna göre oranı nazara alınarak mükellefler hakkında suç duyurusunda bulunma ve vergi ziyaı cezasının 3 kat olarak uygulanmasına karar veriliyor. Burada reddedilen KDV indirimleri sebebiyle ortaya çıkan fark, kanunda bahsedilen matrah farkı değil de vergi farkıdır. Bu yüzden naylon fatura kullanıcılarının, yurtdışından getirilen paranın incelemede bulunan farktan mahsup edilmesi avantajından faydalanamayacağı görüşü ağırlık kazanıyor. Gerçi indirimi reddedilen KDV’lerin matrahı bellidir. Reddedilen bu indirimlere ait matrahlar Varlık Barışı kapsamında beyan edilen tutarlardan mahsup edilebilir. Böyle bir çıkış noktası var ama inceleme elemanları bu şekilde yorum getirmez. Maliye’nin bu konudaki görüşünü net olarak kamuoyuna bildirmesinde fayda var.

Hürriyeti kısıtlayıcı cezalar açısından ise konu açık. Çünkü sahte fatura düzenleme, kullanma, defter ve belgeleri ibraz etmeme ve bunları gizleme gibi fiillerin varlığı suç duyurusunda bulunmak için yeterli. Maliye, sahte fatura kullanan mükelleflerin varlık barışı kapsamında getirdikleri varlıkları incelemelerde ortaya çıkan vergi farkından mahsubunu kabul etse ve bu sayede vergi ziyaı oluşmasa bile suç duyurusunda bulunulabilir. Bu durumda da, sahte veya yanıltıcı belge kullananlar hakkında, Varlık Barışı’ndan yararlanılması dolayısıyla cezalı vergi tarhiyatı yapılamasa dahi, suç duyurusunda bulunulacak ve ceza söz konusu olacaktır. Ancak toplam ciro içerisinde düşük oran teşkil eden faturalara rastlanması halinde inceleme elemanları suç duyurusunda bulunmayabiliyor.

Getirdiğiniz paraları deftere kaydedin

Yurtdışından getirdiğimiz parayı defter kayıtlarımıza intikal ettirmemiz şart mıdır?

Kanunda ve çıkarılan tebliğde yurtdışından varlık getirecek şirketlerin bankaya bildirdikleri bu değerleri defterlerine kayıt etmeleri mükelleflerin isteğine bırakılmış. Ancak kanunda tanınan vergi incelemesinden ve diğer sorgulamadan muaf tutulma avantajından ve başka sebeplerle yapılacak incelemelerde bulunan matrah farkından beyan edilen tutarların mahsup edilmesi imkânından faydalanmak isteniyorsa yurtdışından getirilen tutarların defterlere kaydedilmesi gerekir. Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, defterlerine kaydettikleri kıymetler için pasifte özel fon hesabı açarlar. Bu hesap, sermayenin bir parçası kabul edilecek ve sermayeye ilave dışında bir yerde kullanılamaz. Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler de, söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca göstermek zorunda. Mükelleflerin yurtdışından getirdikleri varlıkları sonraki yıllarda ispatlamak için defter kayıtlarına intikal ettirmeleri gerekiyor.

Varlık Barışı Kanunu, Resmi Gazete’de yayımlanmadan önce bir inceleme geçiriyorduk. Şu an incelememiz tamamlanmadı. Acaba biz de bu kanunda tanınan mahsup imkânından faydalanabilir miyiz?

Bu yönüyle Varlık Barışı Kanunu adaletsizliğin yanı sıra eşitsizliğe de yol açıyor. Çünkü 1.1.2008′den önceki dönemlerle ilgili olarak 22 Kasım 2008′den önce başlayan vergi incelemeleri ile 1.1.2008′den sonraki dönemlere ilişkin yapılacak vergi incelemelerinde bu imkândan faydalanılamıyor. Bu da aynı durumdaki fakat farklı zamanlarda incelemesi başlayan iki mükellefin kanundan faydalanma farkından dolayı eşitsiz vergi ve cezalarla muhatap olmasına sebep olacak. Hâlbuki incelenen, incelenmeyen tüm mükellefler kanun kapsamına alınmalıydı.



Labels:

3600 gün prim ile kimler emekli olabilir?

Sevgili okuyucularımızdan SSK’dan emekli olmanın en alt prim ödeme sınırı olan 3600 gün ile ilgili çok sık soru alıyoruz. Bu konudaki mevzuatı aynen bilgilerinize sunuyorum
4759 sayılı Kanun ve 12-117 Ek Genelgeye göre SSK’da “yaştan” emeklilik aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir;
- 23/05/2002 tarihinde 15 yıldan beri sigortalı olup, kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını dolduran ve sigortalılık süresince en az 3600 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş bulunan sigortalılar yaşlılık aylığına hak kazanacaklardır.
- 23/05/2002 tarihine kadar bu şartları yerine getiremeyenler kademeli yaşa giriyorlar;
24/05/2002 - 23/05/2005 tarihleri arasında yerine getirenler kadın ise 52, erkek ise 56 yaşını doldurmuş olmaları,
24/05/2005 - 23/05/2008 tarihleri arasında yerine getirenler kadın ise 54, erkek ise 57 yaşını doldurmuş olmaları,
24/05/2008 - 23/05/2011 tarihleri arasında yerine getirenler kadın ise 56, erkek ise 58 yaşını doldurmuş olmaları,
24/05/2011 tarihinden sonra yerine getiren kadınlar 58,
24/05/2011 - 23/05/2014 tarihleri arasında yerine getiren erkekler 59 yaşını doldurmuş olmaları,
24/05/2014 tarihinden sonra yerine getiren erkekler 60 yaşını doldurmuş olmaları, halinde yaşlılık aylığından yararlanabileceklerdir.
Bu maddeye göre sigortalının yaşlılık aylığına hak kazanacağı kademeli yaş haddi; bu şartlardan (50/55 yaş + 15 yıl + 3600 gün) hangisi en son sağlanmış ise bunun sağlandığı tarihe göre belirlenecektir.
3600 prim ödeme gün sayısının tamamlandığı tarihin tespitinde sigortalıların bu günü, isteğe bağlı ve topluluk sigortasına, askerlik ve hizmet borçlanmalarına veya yapılan hizmet ihyalarına ilişkin prim ödeme gün sayıları ile tamamlamaları durumunda, primin veya ihya/borçlanma bedelinin son ödeme tarihi 3600 günün tamamlandığı tarih olacaktır.

ÖRNEK:
- İlk işe giriş tarihi: 13/08/1988
- Doğum tarihi: 15/06/1955
- 3600 günün tamamlandığı tarih: 01/02/1999
- Cinsiyeti: Kadın
Bu sigortalı 15 yıllık sigortalılık süresini 13/08/2003 tarihinde, 50 yaşını ise 15/06/2005 tarihinde tamamlayacaktır. 3600 gün prim ödeme şartı ise daha önce, 01/02/1999 tarihinde yerine gelmiştir. Dolayısıyla şartlarının tamamının sağlanacağı 15/06/2005 tarihi Kanunda öngörülen 24/05/2005-23/05/2008 zaman aralığında olduğundan, bu zaman aralığına karşılık gelen 54 yaşını tamamladıktan sonra tahsis talebinde bulunması halinde aylık bağlanacaktır.

NE ZAMAN EMEKLİ OLURUM?

> İsmi Mahfuz

1969 doğumluyum, 1986’da sigorta başlangıcım var ve 1989’da ise askerlik yaptım…
CEVAP: 18 ay askerlik borçlanmanız dahil 2048 gününüz var. 25 yıl, 48 yaş 5225 gün ile emekli olabilirsiniz.

> Hidayet Erdem/KONYA

1988’de matbaacı olarak işe başladım. Yeni yasaya göre durumum ne olacak?
CEVAP: 4869 gününüz var. Primleriniz 2098 sayılı yasaya göre %22 yatmış görünmüyor! Kayıtlarda 1A olarak gözüküyor. Basın olsaydı 2A olurdu. Buna göre, 25 yıl, 50 yaş ve 5375 günle emekli olabilirsiniz.

> Hasan Özaydın

1960 doğumlu ve 1989’dan beri Bağ-Kur’luyum. Hâlâ prim ödemem gerekiyor mu? Emekli olmam için 7200 mü yoksa 9000 iş günü mü gerek?
CEVAP: Bağ-Kur’dan emekli olabilmeniz için, 51 yaş ve 9000 gün gerekiyor. 5 yıl daha prim öderseniz, emekli olabilirsiniz.

> Kemal Rifatoğlu

1956 doğumluyum, sigorta girişim 1996…
CEVAP: 15 yıl 59 yaş ve 3600 gün ile SSK’dan emekli olabilirsiniz.

> Senay Bidav/ANTALYA

1957 doğumluyum, SGK’nın web sayfasındaki bilgiler kafamı karıştırdı…
CEVAP: Ödemeniz 1997 olarak görünüyor. 2567 gününüz var. Buna göre “yaştan” emekli olmanız için, 15 yıl, 58 yaş ve 3600 pirim gerekiyor. 3 sene daha prim öderseniz, 01.06. 2015’te emekli olabilirsiniz.

> Sebiye Eruz/BURSA

1979-80 yıllarında 800 güne yakın sigorta primim var. Şu an 46 yaşındayım…
CEVAP: 678 prim gününüz var. SSK’dan emekli olabilmeniz için 50 yaş ve 3600 gün prim gerekir. 8 yıl 2 ay daha prim ödemeniz gerekiyor. SSK’da İsteğe Bağlı bitti, Bağ-Kur’a prim ödeyebilirsiniz. Bağ-Kur’dan 60 kısmi yaş ve 5400 gün primle emekli olabilirsiniz.



Labels:

Ücret geliri, kira kazancının vergi beyanına eklenmez

SORU: Özel bir hastanede hekim olarak çalışmaktayım. 2008 yılında hastaneden almış bulunduğum ücret tutarı 48.000 YTL’dir. Özel hastane dışında açmış bulunduğum muayenehaneden de aynı yıl içerisinde 72.000 YTL serbest meslek kazancı elde ettim.
Diğer yandan sahibi bulunduğum işyerini ayda 4.000 YTL kira ile bir ticari kazanç sahibine kiraya vermiş bulunuyorum. 2008 yılında benden tevkifat suretiyle ayda 800 YTL vergi kesilmiştir. Kira gelirimi götürü gider esasına göre vergilendirmeyi düşünüyorum.
Mart ayında gelir vergisi beyannamesi verirken ücret gelirimi beyannameye dahil edecek miyim? Bu gelirlerim için ne kadar vergi ödeyeceğim?

YANIT: Gelir Vergisi Yasası’nın 86. maddesi hükmü gereği olarak tek işverenden alınan ücretler için yıllık beyanname verilmemektedir. Bu bağlamda yasal düzenleme gereği olarak diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde dahi bu gelirinizin beyannameye dahil edilmemesi gerekmektedir.
Serbest meslek faaliyetinizden elde etmiş bulunduğunuz 2008 yılı kazancınızın net olduğunu ve bu gelirinizi yıllık beyanname ile beyan etmek zorunda olduğunuzu varsayım olarak kabul ederek, yıl içinde tahsil etmiş bulunduğunuz gayrimenkul sermaye iradı toplamı (4.000 x12 =) 48.000 YTL üzerinden götürü gider olarak (48.000 x 0.25 =) 12.000 YTL’yi Gelir Vergisi Yasası’nın 74. maddesinin son fıkrası uyarınca indirim konusu yapmanız, geriye kalan kısmı beyannamenize dahil etmeniz gerekmektedir.
Buna göre beyan edilecek olan net kira geliri (48.000- 12.000=) 36.000 YTL’dir.
Bu bilgiler ışığında beyan edilecek gelir unsurları şöyle olacaktır.
* Serbest meslek kazancı 72.000 YTL
* Gayrimenkul Sermaye İradı 36.000 YTL
* Beyan edilecek matrah 108.000 YTL
Mart ayında verilecek olan gelir vergisi beyannamesi üzerinden hesaplanacak olan gelir vergisi bu bilgiler ışığında 32.448 YTL’dir. Bu miktardan yıl içerisinde kesinti suretiyle alınan gelir vergisi toplamı olan 9.600 YTL’nin indirim konusu yapılması gerekecektir.

Bu bilgiler ışığında soru sahibinin ödemekle yükümlü olduğunuz gelir vergisi miktarı (32.448- 9.600 = ) 22.848 YTL’dir.
Yasal düzenleme gereği olarak 25 Mart 2009 yılı mart ayının 25. günü akşamına kadar gelir vergisi beyannamesini ilgili vergi dairesine vererek beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinin en az yarısı olan (22.848/ 2= ) 11.424 YTL’yi mart ayı sonuna kadar ilgili vergi dairesine ödemeniz gerekmektedir. 2008 yılının vergi borcunuzun geriye kalan diğer yarısını ise temmuz ayı sonuna kadar ödemeniz gerekecektir.



Labels:

Blogger Theme By:GosuBlogger and Araba Modelleri .